

Müzede toplam 12 oda bulunmaktadır. Kapadokya bölgesinin genel yaşantısı
anlatılmaktadır. Kayaların kilise ve ev haline getirilmesi, tarım hayatı ve
tarımda kullanılan aletler, eski kayıt damı (mutfak), pekmez yapımı, dokuma
odasında yünden ipin elde edilişi, halı ve kilim dokumacılığı, baskı
teknikleri, Türk hamamı, eski bir köy meydanı, köy odası, kız isteme, kına
gecesi, gelin odası ve finalde gelen ziyaretçilerimizin Ortahisar Hatırası
yazılı eski siyah kumaştan yapılmış fonun önünde fotoğraf çektirmeleri ile
ziyaretinizi tamamlamış olursunuz.
YAPI
ODASI:
Bölgenin Kolay şekil verilen kayaları insanlar
tarafından değişik şekillerde oyulmuş ve uzun yıllar Kilise,ev,hayvan
barınağı,erzak deposu (limon,greyfurt,elma,patates vb.) olarak
kullanılmıştır. “Külük” adı verilen ucu sivri demirden yapılan
alet ve çiviler kullanılarak daha geniş alanlar elde edilmiştir.
Bölgeyi çevreleyen dağlardan kesilen taşlar
ile kemer mimarisi kullanılarak evler ibadet yerleri, hanlar
ve hamamlar yapılmıştır. Özellikle bölgede daha önce yaşamış
Rum ustaların da sayesinde taş işçiliği ilerlemiş ve bölgede
gördüğünüz güzel eserler meydana gelmiştir.
Kemer yapılarda taşların aralarını sıkıştırmak
için ilk önce ince toprak,sonradan Horasan Çamuru diye bildiğimiz
yumurta akı, daha sonraları da Kurşun kullanılmıştır. Günümüzde
ise harç olarak ince toprak,alçı ve beyaz çimento karışımı
kullanılmaktadır.
Bölgeden çıkartılan bu taşlar ve kemer mimarisi,
çabuk ısınma ve geç soğuma özelliğinin yanı sıra yaz ayları
serin kış ayları sıcak olmasından dolayı tercih edilmektedir. |
|
|
| |
|
|
TARIM ODASI:
Bölgenin arazi yapısı tarıma elverişli olmadığından,
insanlar sadece kendi ihtiyaçları için buğday vb. ürünleri
yetiştirmişlerdir. Toprağın işlenmesinde büyükbaş hayvanlar
kullanılmış modern tarım aletlerinin kullanımı mümkün olmadığından
kendi ihtiyaçlarına göre aletler geliştirmişler. Bu aletlerle
buğday,bulgur,nohut,arpa gibi yiyecekler elde etmişlerdir.
Elde ettikleri yiyecekleri taşımak için büyükbaş hayvanların
çektiği Kağnı, At arabası ve eşekleri kullanmışlardır. |
|
|
| |
|
|
MUTFAK:
Bölgede kış ayları çok uzun ve soğuk olduğundan
insanlar karınca misali yaz aylarında çalışmış ve kış aylarına
hazırlık yapmışlardır. Her türlü ihtiyaçlarını kendileri
üretip kendileri karşılamışlardır. Önceleri ektikleri buğdayları
tarlalarından kaldırmışlardır. Buğdayları un haline getirmişler
ekmek ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Yaz aylarında yetiştirdikleri
fasulye, nohut, üzüm ve diğer sebze ve meyveleri kayadan
yapılmış mutfaklarda kurutmuş ve muhafaza etmişlerdir. Kış
aylarında da aynı lezzetle bu ürünleri tüketmişlerdir. Mutfak
eşyalarını da tamamen günün koşullarına ve kullanıma göre
en uygun şekilde tasarlamışlardır. Bugün halen bazı mutfak
eşyaları kullanılmaktadır. |
|
|
| |
|
|
PEKMEZ YAPIM
ODASI:
Bölgenin en önemli gelir ve üretim kaynağı
olan üzüm kullanılarak yapılan pekmezin ayrı bir seremonisi
ve hikayesi vardır. Tüm yıl boyunca uğraş verilerek yetiştirilen
üzümler bağ bozumundan sonra pekmez yapılmak üzere küfelere
konularak evlere getirilir ve işlemlere başlanır.
Üzümler “ŞIRAHANE” adı verilen bölüme küfelerden
boşaltılır. Daha sonra özellikle bir kadın tarafından ezilerek
suyu çıkartılır. “ŞIRAHANE den” süzülen üzüm suyu “BOLUM”
adı verilen çukurda veya kapta toplanır. Bu yörede bulunan
özel pekmez toprağı ile karıştırılır, bir torbaya konularak
süzdürülür. Süzülen üzüm suyu artık “ŞIRA” haline gelmiştir.
“ŞIRA” bakır kazanlara boşaltılır ve odun ateşinde 2-3 saat
kaynatılır. Kaynama yoluyla belli bir kıvama gelen “ŞIRA”
artık pekmez olmuştur. Geçmişte pekmez halkın tüm şeker ihtiyacını
karşılamıştır. Halen pekmez, bölgede yöre halkının her öğün
sofrasından eksik etmediği bir gıda maddesi ve önemli bir
gelir kaynağıdır. |
|
|
| |
|
|
DOKUMA ODASI
:
Yörede yaşayan genç yaşlı tüm insanlar dokuma
üzerine mutlaka bilgi sahibidirler.Üzerlerine giydikleri
kıyafetlerden evlerinde kullandıkları halı ve kilimlere kadar
,tüm ihtiyaçlarını insanlar kendileri üretmişlerdir.Öyle
ki yün olarak ellerine aldıkları ürünü güzel kıyafetlere
ve şiir gibi dokudukları,hayallerini yansıttıkları halı ve
kilimlere dönüştürmüşlerdir.Koyunlardan elde ettikleri yünü
doğal yöntemlerle işlemişler,ip haline getirmişler,kök boyalar
kullanarak renk vermişler ve sonunda da üzerine basmaya kıyamayacağınız
eserleri meydana getirmişlerdir.Dokuma sanatı kendileri ve
aileleri için önemli bir gelir kaynağı olmuştur.Halen yörede
bazı ev ve atölyelerde halı ve kilim dokumacılığı devam etmektedir.Unutulmamalıdır
ki uzun ve zahmetli bir uğraşı sonunda bu ürünler meydana
gelmektedir.Örneğin; 2 mt2 lik bir halının dokuma işlemleri
ortalama 60 ila 90 gün sürmektedir. |
|
|
| |
|
|
TÜRK HAMAMI :
Birçok dünya kültüründe olduğu gibi Türk
Kültüründe de banyo önemli bir yer tutmaktadır.Geleneksel
Türk Hamamında göbek taşı önemli bir yer almaktadır.Özel
olarak ısıtılan göbek taşı dinlenmek ve tellakların kese
ve masaj yaptıkları alandır.Kurnalara akan sıcak su hamam
tasları ile alınarak banyo yapılır.Genellikle yıkanmak için
defne sabunu,örtünmek için peştamal adı verilen yüzde yüz
pamuklu kumaş ve kurulanmak için el dokuması havlular kullanılır. |
|
|
| |
|
|
SOKAK:
Bu bölümde sizlere eski bir sokakta bulunan
satıcıları,esnafları ve yaşantıyı anlatmak istedik.Çok eskiden
berberler insanları sokakta traş edermiş ,Berberler buhar
kazanında buharda beklettikleri havlular ile traş olan kişilerin
yüzüne buhar banyosu yaparlar,Her traştan sonra usturalarını
ayı derisinden yapılan kayış ile bileyler bir sonraki traş
için hazırlarlarmış.Çocuklar anne ve babalarından aldıkları
harçlıklar veya buğday karşılığında sokakta keçiboynuzu ve
leblebi gibi kuruyemişleri satan çerçiciden alışveriş yaparlarmış.Eskiden
her evde çeşme olmadığından kadınlar çamaşırlarını ya çay
kenarlarında ya da köy meydanına yaktıkları ateş üzerinde
kaynatırlarmış.Hemen hemen her su kuyusunun yakınında bulunan
bir ağaç dilek ağacı olarak kabul edilir,gerçekleşmesini
istedikleri bir hayali olan insanlar elbiselerinden bir parça
kumaşı bu ağaca bağlarlarmış. |
|
|
| |
|
|
KÖY ODASI:
Yörede yoksul ailelerin evlerinde genellikle
yaşamları son derece mütevazi ve sadece yaşamak için gerekli
olan az eşya ile donanmıştır.Evin kadınları özellikle kış
aylarında genç kızlara çeyiz hazırlamak veya kendi kullanımları
için el işleri yaparlarmış.Kanaviçe,dantel gibi el emeği
göz nuru el işleri üretmişler .Özellikle kanaviçeler yörenin
vazgeçilmez oturma aracı olan sedirler için yaygı adı verilen
örtülerde kullanılmıştır. Soba ya da şömineler yardımı ile
ısınmışlar,yemeklerini bu ısıtıcılar yardımı ile pişirmişler,yer
sofrasında aynı kaptan yemek yemişler,kış gecelerini bağlama
çalıp,türküler söyleyerek geçirmişler,bir önceki yazın yorgunluğunu
atıp ,bir sonraki yaza enerji toplamışlardır.
Eskiden her evin kapısında iki adet tokmak
bulunurmuş,bunlardan bir tanesi erkek misafirlerin kullandığı
tokmak,bir tanesi kadın misafirlerin kullandığı tokmaktır.Eğer
gelen misafir erkek ise erkek tokmağını çalar,ev halkı erkek
misafirin geldiğini anlar ve kapıyı evin erkeklerinden bir
tanesi açarmış.Gelen misafir kadın ise kadın tokmağını çalar
ve ev halkından bir kadın kapıyı açarmış. |
|
|
| |
|
|
KIZ İSTEME ODASI
:
Bölgede evlilik görücü usulü diye adlandırdığımız
yöntem ile gerçekleşirmiş.Buna göre erkek tarafının anne
ve babası kızı anne ve babasından Allah’ın emri ile isterler.Kahveler
içilir,sohbetler edilirmiş.Eğer kız ve ailesi erkek tarafını
kabul ederlerse üzerinde özel işlemeler bulunan çorabı damat
adayının annesine verirlermiş.Bu yörede bu çorabın anlamı
‘tamam bizde sizin teklifinizi kabul ediyoruz’ anlamına gelirmiş.Çorabı
alan anne ve baba çorabı damat adayına verir,damat adayı
da bu çorabı ayağına giyermiş.Ertesi gün erkeğin ayağında
bu özel işlemeli çorabı gören insanlar,damada hayırlı olsun
derlermiş böylece damat,nişanlandığını bu çorapla ilan ederlermiş. |
|
|
| |
|
|
KINA GECESİ:
Kına gecesi düğün bölgede gene kızların
hayalini kurdukları bir gündür.Bu gecede yaşlıca bir kadın
gelinin eline kına yakar,maniler söyler,ağıtlar yakar,gelin
kız da duygulanır ve ağlar.Gelinin kına tepsisini gelinin
arkadaşı tutar ve ellerinde anne ve babası sağ olan köyün
genç kızlarından birisi bağlar ,bu merasimden sonra törene
katılan tüm kadınlar kendi aralarında türküler söyler,oyunlar
oynar, bu duygu dolu gece bir eğlenceye dönüştürülürmüş. |
|
|
| |
|
|
GELİN ODASI:
Kına gecesinden bir gün sonra gelin kız
anne,baba ve kardeşlerinden haklarını helel etmelerini isteyerek
ellerini öper ve babasının evinden davul ve zurna eşliğinde
bundan sonra yaşamını sürdüreceği eve doğru,erkek evinden
gelen kalabalık bir topluluk eşliğinde,at sırtında eve gider,burada
gelinin çeyizleri ve eşyaları odasına yerleştirilir,yine
oyunlar oynanır,eğlenilir,yatsı ezanından sonra gelin odasına
çekilir ve damadın gelmesini bekler.Damat ise yüz görümlüğü
dediğimiz takısını geline verene kadar gelin duvağını açmaz,beklermiş. |
|
|
|
|
|